Suç İşlemeye Tahrik Suçu(Tck214)

Suç İşlemeye Tahrik Suçu Nedir?

5237 sayılı Türk ceza kanunu kamu barışına karşı suçlar başlıklı beşinci bölümü içerisinde 214. maddede suç işlemeye tahrik suçu düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre suç işlemek amacıyla alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Halkın bir kısmı diğer bir kısmına karşı Silahlandırmak suretiyle birbirini öldürmeye tahrikte bulunan kişi 15 yıldan 24 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Tahrik konusunu meydana getiren suçların işlenmiş olması halinde tahrik eden kişi bu suçlara azmettiren sıfatı ile cezalandırılır.

5237 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddesinin ilk fıkrası içerisinde yer alan düzenleme içerisinde ayrım söz konusu olmaksızın tüm suçlar için tahrik eylemlerinin cezalandırılacak düzenlenmiştir. Önem teşkil eden durum tahrik eylemin herhangi bir suç işlenmesine dair olmasının gereklilik teşkil etmesidir. İlgili suçun basit veya ağır bir suç niteliği taşıması önem teşkil etmediği gibi şikâyeti, istek veya talebe tabi nitelik taşımasını da önemi söz konusu değildir. İşlenmesi istenen suçun bireylere, topluma, devlete karşı olmasının da önemi mevcut değildir. Tahrik, suç meydana getiren eylemlerin işlenmesine dair olmak zorundadır. Öyle ki suç niteliği taşımayan haksızlıklara teşvik bu anlamda suç teşkil etmeyeceği gibi bu hükmün dışında yer alır.

5237 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddesinin ikinci fıkrası içerisinde mevcut olan suç bağımsız farklı bir suç niteliği taşıdığından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

5237 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde tahrik konusunu meydana getiren suçların işlenmesi ile alakalı bir durum söz konusu olduğundan incelenmesi gerekir. Alman kanun koyucu suç işlemeye tahrik duruşuna yer verdiği sırada ilk olarak tahrik konusu suçun meydana gelmesi durumuna yer vermiştir. Sonrasında tahrik konusu suçun işlenmemiş olması durumun düzenlemiş ve Ceza ağırlığına yer vermiş ancak cezanın her durumunu tahrik konusu suçun gerekli kıldığı cezadan fazla olmayacağını düzenlenmiştir. Türk kanun koyucusu ise daha yerinde olduğu söylenebilecek bir düzenleme ile ilk olarak suç işleme tahrik suçunun ilk halini farklı bir ifade ile tahrik konusu suçların işlenmemiş olduğu hale yer vermiş ancak alma mevzuatı içerisinde mevcut olan ceza üst sınırına dair hususa yerinde olmayarak denilmemiş olmaktadır. Sonrasında suç işlemeye tahrik suçunun nitelikli halini teşkil eden tahrik konusu suçun işlenmiş olması haline yer vermiştir. Böyle bir durumda bu düzenleme yerinde bir düzenleme niteliği taşırmıştır. 214. maddenin ikinci fıkrası içerisinde yer alan düzenlemede yer verilen suçu farklı bir madde altında düzenlemek daha yerinde olabileceği söylenebilmektedir.

Bahsettiğimiz suç tipine 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun yürürlüğe girmesinden sonra özellikle yer veren bir çalışma mevcut değildir. Öyle ki suç tipinin suç genel Teorisi içerisinde sorunlu yönleri önceki kanun döneminde önemli tartışmalara konu meydana getirmiştir. 5237 sayılı Türk ceza kanunun yürürlüğe girmesinden önce mevcut olan 765 sayılı eski Türk ceza kanunu dönemindeki düzenleme içerisinde görüşlerin mevcut kanun düzenlememiz ile örtüşmüyor olması tüketilmiş olan yabancı kaynakların 765 sayılı Türk ceza kanununun mehaz ülkelerden olması ile 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun iştirak düzenlemelerine farklı bir bakış açısı verdiğinden bahsetmemiz mümkündür.

Suç İşlemeye Tahrik Suçu ile Azmettirme Arasında İlişki Nedir?

Burada ilk olarak tahrik kavramı ile ilgili açıklamalarda bulunmak önem teşkil etmektedir. Tahrik kavram olarak hareket ettirmek, harekete geçirmek anlamlarını taşımaktadır. Suç işleme ile ilişkilendirmek istendiğinde bir kişi suç işlemeye yönlendirmek, suça doğru gitmek, bir kişiyi suça dair harekete geçirmek, suça teşvik etmek anlamlarına gelebilmektedir. Burada fiziki bir hareket ettirmenin ötesinde suç iradesini oluşturma, kişiyi düşünsel anlamda suç işlemeye ikna etme, yönlendirme anlaşılması gerekir. Farklı bir değişle tahrik, bir başka kişiden belirli bir icra veya ihmal davranışta bulunma istemeye dair açık veya örtülü bir irade açıklaması olarak karşımıza çıkar. Dolaylı faillik içerisinde söz konusu olduğu gibi eğilim üzerinde hâkimiyet kurma durumu mevcut olmamaktadır. Burada kişi tahrik edilmiş olsa dahi kendi iradesiyle hareket etmekte olduğundan tahrik halinde cebir, tehdit, hile gibi bir durum mevcut değildir. Bununla birlikte suç işlemeye tahrikten bahsede bilmenin mümkün olabilmesi için tahrik edilmiş olan önceden tahrik konusu suçları işlemi konusunda bir fikrim varması veya varmaması önem teşkil etmemektedir. Tahrik edilen kişi de tahrik önce suç işleme iradesi hiç mevcut değil ise ve tahrik ile beraber burada meydana gelmiş ise suç işlemeye tahrik suçundan söz etmenin mümkün olabileceği gibi tahrik öncesinde söz konusu olan suç işleme iradesini kuvvetlendirmek de suç işlemeye tahrik bakımından yeterlilik teşkil edecektir.

Burada 5237 sayılı Türk ceza kanununun 214. maddesinin fıkra mı bakımından neredesin tamamıyla önemsiz bir tespit söz konusu olmaktadır. Bunun sebebi suç işlemeye tahrik suçunu meydana geldiğinden bahsetmeye mümkün olabilmesi için Tahrikçi konumunda yer alan kişinin eylemine ve ondaki maddi ve manevi unsurları odaklanıyor olmak gereklidir. İlgili eylemin tahrik konusu suçları işlemesi mümkün olabilecek olanlar üzerindeki etkisinin ilk fikri meydana getirme veya mevcut fikri kuvvetlendirme etkisi yapıyor olması tarihçi konumunda yer alan kişinin eylemine 5237 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddesi bakımından etkilemeyecektir. Soyut tehlike suçu niteliği taşıması bu neticeyi ortaya çıkarmaktadır. Suç işleme kararı olan yayınların bu kararlarını kuvvetlendirme olsa olsa kendi eylemini ortaya çıkar da tehlike dikkate alınmak suretiyle temel cezanın esnasında göz önünde bulundurulabilecektir. Suçun soyut tehlike suçu niteliği taşıması bu hususta bir dikkate almayı da sorunlu duruma getirebilir. Fakat bu durum 5237 sayılı Türk ceza kanununun 214. maddesinin üçüncü fıkrası açısından daha önemli olmaktadır. Çünkü tahrik edilen de tahrik öncesi bir suç işleme iradesi mevcut olsa da tahrikçi konumunda yer alan kişinin tahrik elimi sonrası bu irade kuvvetlenir ve tahrik konusu suç tahrik edilince ortaya çıkar ise tahrikçi 5237 sayılı Türk ceza kanununun 214. maddesinin üçüncü fıkrası bakımından sorumlu nitelik taşıyacaktır. Yılın içerisinde mevcut olan ve suç işleme kararı olmayan birini suç işlemeye tahrik etme ne haksızlığı ile suç işleme kararı mevcut olan birinin kararını kuvvetlendiren haksızlığı eşit nitelik taşımamaktadır. Suçun yapılmış olan bu katkıları kanun koyucu eşit görmemiştir. Öyle ki kanun koyucu azmettiren ile yardım eden arasında yaptırım anlamında bir farka yer vermiştir. Soyut tehlike suçunu meydana getirdiği riziko farklılık teşkil eder. Fakat şeriklik halinden farklı bir şekilde suçun faili konumunda yer alan kişinin eylemin etkinliğinden çok suçun faili konumunda yer alan kişinin eyleminin yan içindeki birileri üzerinde meydana getirdiği kısmi etki ile ilgili olan bu hususun suçun faili konumunda yarın hangi şey verilecek ceza bakımından fark yaratmamız gerektiğini düşünmemiz mümkündür. Bu eylemin haksızlığı ve fiil esnasındaki kusuru düşüncesi ile de örtüşür bir sonuç meydana gelmektedir.

Suç işlemeye tahrik ile haksız tahrik arasında bir ilişkinin mevcudiyeti söz konusudur. Fakat bunlar birbirlerinden farklı durumlar ortaya çıkarmaktadırlar. 5237 sayılı Türk ceza kanunu bakımından haksız tahrik de suçun faili konumunda yer alan kişi bir kimsenin haksız eylemi sebebiyle suç işleme yönelir. Fakat bu yönelme Karşı tarafın istediği veya ortaya çıkarmak için başvurduğu bir sonuç değildir. Böyle bir sonuç olmak zorunluluğu da söz konusu değildir. Bunun sebebi suç meydana getiren veya meydana getirme hukuki haksızlık özelliğindeki haksız eylem meydana getiren kişi kendi güdüleriyle tahrik olmak tabii bu tahrik içerisinde suç işlemek için eylem de bulunmaktadır. İştirak bakımından burada kural olarak azmettirme ve yardım etme söz konusu değildir. Fakat haksız tahrik haline sebebiyet veren kişinin haksız tahrik içerisinde suç işlemeye yönelen kişiyi bu bakımdan teşvik etmesi teorik bir şekilde mümkün olur. Böyle bir durumda bir ya da haksız tahrik ile suç işleme söz konusu olur bir yandan da haksız tahrik de bulunmak ile belirli bir kişi suç işlemeye tahrik ortaya çıkar. Haksız tahrikin temelini meydana getiren kişinin bilinçli hareket etmiş olduğu hallerde diğer kuşları mevcudiyeti durumunda azmettirme ya da yardım et mahallerinin ortaya çıkması mümkündür. Fakat bu durumda suç işlemeye tahrik suçunun meydana gelmesini belirtmek gerekir. Çünkü ilgili özel suç düzenlemesi belirsiz kişiler teşvik ve yönlendirmeye cezalandırmaktır ve iştirak düzenlemelerinin ilgili elimi kapsaması durumunda devreye girebilmektedir. Aksi halde tüm azmettirme eylemlerinde ilgili azmettirme ile suç işlemeye tahrik suçunu içtima konusu yapmamız gerekir. Böyle bir durumda da maddi sucuk oku ilkeleri ile örtüşme söz konusu olmaz. Haksız tahrik, tahrik altında suç işlemiş olan kişinin kusurlu olduğuna, bundan kaynaklı olarak alacağı cezaya etki etmekte iken suç işlemeye tahrik kusurluluk değerlendirmesinden ve tahrik konusu suçun cezalandırılmasından çok tahrik edenin cezalandırılması ile alakalı olmaktadır. Haksız tahrik durumunda tahrik eden tahrik konusu suçun mağduru konumunda yer alan kişiye dönüşür. Suç işlemeye tahrik de tahrikçi konumunda yer alan kişinin aynı zamanda tahrik konusu suçun mağduru konumunda yer alan kişiye dönüşmesi mümkün değildir. Aksi durumda tahrik eden ile tahrik edilen kişinin istediği şey aynı olur. Bununla birlikte suç işlemeye tahrik edilen kişi tahrik altında tahrik konusu suç işlemiş olsa da kendisini haksız tahrik indirimi uygulanmaz. Bunun sebebi böyle bir durumda haksız tahrik indirimin uygulama koşullarının söz konusu olmasının zor olmasıdır. Suç işlemeye tahrik de bir kimsenin tahrik eden olması diğer bir kimsenin ise tahrik edilen kişi olması gereklilik teşkil eder. Tahrik eden kişinin takipçi olarak nitelendirildi gözükür. Tahrikçi konumu da yer alan kişinin bir kimseye kışkırtması neticesi ile kışkırtan olarak adlandırılması da söz konusu olur.

Burada bahsedilmesi gereken önemli husus olan suç işlemeye tahrik ile azmettirme arasındaki ilişkiye geldik. Suç işlemeye tahrik ile azmettirmenin birbiri ile unsuru bakımından kesişim kesişmesi hususunda fikir birliği mevcut olmamaktadır. Hukuki nitelik hakkında bilgi verdiğimizde ayrıntısına yer verecek olmanın yanı sıra burada kısaca bazı şeyleri belirtmemiz mümkündür. Suç işlemeye tahrik ile azmettirme arasında biri diğerini dışlayan bir ilişkinin mevcudiyeti söz konusudur. Bundan kaynaklı olarak her iki durumunda birbiriyle kesişti. Söz konusu olmamaktadır. Azmettirme bile suç işlemeye tahrik suçunun alanıyla kesişmemektedir. Bir olay içerisinde azmettirme mevcut ise o da içerisinde azmettirmeden söz edilmesinin mümkün olmayacağı gibi bir olay içerisinde azmettirme veya sonuçsuz kalmış azmettirmeden söz etmek mümkün olmaz. Bir olayda azmettirme veya sonuçlandırılamamış azmettirme mevcut ise kural olarak suç işleme tahrikten de söz edilmesi mümkün olmaz. Fakat bu iki durumun birlikte var olması mümkündür. Tahrikçi konumunda yer alan bir kişinin topluluk önünde içlerinde tanıdı bir kişi göstermek suretiyle suç işlemeye tahrik ederse doğrudan muhatap aldı o kişi gider suçu meydana getirir ise böyle bir durum ortaya çıktığından bahsetmek mümkün olur. Bu durumda tahrikçi konumunda yer alan kişi belirli bir kişi azmettirme eylemi ile aynı zamanda belirsiz sayıda kişi açık bir şekilde suç işlemeye azmettirmiş olur. Öyle ki hem azmettirme hem de suç işlemeye tahrik bir arada mevcut olur.

Azmettirme ile suç işlemeye tahrik arasındaki önem teşkil eden ilk fark yöneldikleri kişilerin belirlenebilir olup olmadıkları ile alakalıdır. Burada hareketin yöneldik kişi veya kişiler belirli ise bu durumda azmettirmeden belirsiz bir yenisi tahrikten söz edilmesi mümkün olur. Önem teşkil eden diğer fark işlenilmesi istenmiş olan suçun belirlenmesi ile ilgilidir. Azmettirme durumunda azmettirme konu suçun suç işlemeye tahrik de olan ve daha net bir şekilde belirlenmesi gerekir.

Sonuçlandırılamamış azmettirme de azmettirmenin tüm koşulları mevcut olmaktadır. Başarıya ulaşmamış sadece azmettirme suçunun konusu icra hareketlerinin ortaya çıkmasıdır. Azmettirilen ikna olmanın yanı sıra suçun icrasına başlamadığı için azmettirmenin teşebbüs aşamasında kaldığından bahsetmek mümkün olabilir. Bu yüzden suç işlemeye tahrik ile azmettirme teşebbüs ağları da birbiriyle üst üste gelmenin yanı sıra kesişmemektedir.

Suç İşlemeye Tahrik Suçunda Korunan Hukuki Yarar Nedir?

5237 sayılı Türk ceza kanununun 204. maddesi içerisinde düzenlenmiş olan suç işlemeye tahrik suçuyla korunan hukuki yarardan bahsetmemiz mümkündür. Suç işlemeye tahrik suçunu 5237 sayılı Türk ceza kanununda topluma karşı suçlar kısmının kamu borusuna karşı suçlar bölümünde yer verilmiş olmaktadır. Bundan kaynaklı olarak suç ile korunan hukuki yarar baş takım barışının korunması olarak karşımıza çıkar. Suçun düzenlenmiş olduğu yerde bu düşünceyi teyit etmemiz mümkündür. Kamu barışında bir yandan hukuki korumanın nesnel bir şekilde sağlanması bir diğer yandan ise kuralın kişileri öznel bir şekilde hukuku güvenliğin korunduğunu ve kendilerinin güvende olduğunu hissedilmesi anlaşılır. Bahsetmiş olduğumuz suç ile kan burasının yanı sıra su tehlike içerisinde bulunan tahrik konu suçları artık oku faydalarını da korunduğundan bahsetmek mümkündür. Böyle bir durumda ilgili suçların işlenmesi risklerinin azaltılması ve tahrik konusunu meydana getiren ceza normlarının geçerliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte tahrikler sonucunda tehlike seçen belirsiz kişilerin toplum içerisinde olmalarında meydana getireceği toplumsal sorunların önüne geçilmektedir. Öyle ki toplumun iç barışının korunduğunda bahsetmemiz mümkün olur.

Suç işlemeye tahrik suçu su tehlike suçu niteliği taşımaktadır. Tahrik eyleminin gerçekleşmesi ile tamamla mı bulur. Bunun için ayriyeten somut bir tehlikenin meydana gelmesine gerekmediği gibi herhangi bir sonucun ortaya çıkmasına gerek yoktur. Böyle bir durum ilgili suçu tahrik konusu suçlardan bağımsız bir duruma getirmektedir. Bahsetmiş olduğumuz bu durum 5237 sayılı Türk ceza kanununun 214. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde yer alan düzenleme içinde geçerli teşkil eder. Öyle ki orada da 5237 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddesinin fıkrası içerisinde yer alan düzenlemedeki suç işlemeye tahrikten ve tahrik konusu suçtan ayrı bir suç düzenlemesine yer verilmemiştir. Sadece sorumluluğun yaptırım niteliği tahrik konusu suçla bağdaş kurulmuştur. Bu durumda yasak normu ile değil sadece yaptırım normu ile yapılmış olarak karşımıza çıkar. Farklı bir şekilde ifade edersek hangi suç işlenmiş ise tahrik suçunun nitelikli halin suçun faili konumunda yer alan kişi olan tahrikçi o suçun cezası ile cezalandırılmaya tabi olacaktır. Fakat burada suçun faili konumunda yer alan kişi gibi değil azmettiren kişi gibi cezalandırılması gerekecektir. Bunun sebebi 765 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde söz konusu olduğu gibi suçun faili konumunda yer alan kişinin cezalandırılır olması suçun faili konumda yer alan kişinin şahsi sebepler ile cezalandırılmada durumda tahrikçinin de cezalandırılmaması sonucu ortaya çıkabilme imkânın söz konusu olmasıdır. Kanun koyucu 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde bunu göz önünde bulundurarak yeni düzenlemede azmettiren sıfatına yer vermiştir. Aksi bir halde 5137 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde yer alan eyleminin suçun faili konumunda yer alan kişiyi 5237 sayılı Türk ceza kanunu 214. maddenin üçüncü fıkrasından değil işlenen suçtan cezalandırmamız gerekli Olacaktır. Bu da doğru bir sonuca varmayacaktır. Alman düzenlemesi içerisinde sorulmuş olan ve bizim Hukukumuzda savunulan görüşe göre tahrik konusu suçların işlenmesi durumu suç işlemeye tahrik suçunun cezasını da artırma gitme sebebi olarak karşımıza çıkar. 5237 sayılı Türk ceza kanunun 98. maddesinin ikinci fıkrası içerisinde ve 105. maddesinin son fıkrasında mevcut olduğu gibi suçun faili konumunda yer alan kişinin eyleminin doğrudan bir netice olmayan fakat dolaylı bir şekilde suçun faili konumunda yer alan kişinin ceza durumunu etkileyen bir nitelikli hal mevcut olmaktadır. Çünkü suçun faili konumunda yer alan kişinin tipik eylemi olan tahrik meydana gelmiş bu işlemden sonra dış dünyada ortaya çıkan yine değişiklik durumunda suçun faili konumunda yer alan kişinin daha fazla ceza alacağı düzenleme içerisine alınmıştır. Örneğin normal koşullarda beş yıla kadar ceza alması gerekli olan tahrikçi tahrik konusu suçun öldürme olması ve gerçekleşmesi durumunda birinci fıkradan değil de kaç tane öldürmeyi meydana getirdiği cezanın yaptırım normlar dönüştüğü üçüncü fıkradan ceza alması gerekli olur. Böyle bir halde kanun koyucunun ceza bir kat artırılır ve benzeri ibareler kullanmamış olması ilgili fıkrayı nitelikli hal konumuna getirmez. Bununla birlikte nitelikli hal olmaktan da çıkarmaz. Böyle bir suçta adil bir ceza normunun telsiz edebilmek amacıyla ideal düzenlemenin sadece mevcut olan düzenlemeyle olabileceğini söylemek mümkündür.

Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Unsurları Nelerdir?

Fiil

5237 sayılı Türk ceza kanununun kamu barışına karşı suçlar başlıklı beşinci bölümünün 214. maddesinde düzenlenmiş olan suç işlemeye tahrik suçuyla ilgili unsurlardan fiil ile ilgili hususlara değinmemiz mümkündür. 214. maddenin gerekçesi içerisinde suç işlemeye tahrik eğiliminin aslında tahrik konusu suça hazırlık hareketi özelliği taşıdığı ileri sürülmektedir. Bunun yanlış bir tespit olduğu söylenmektedir. Çünkü hazırlık hareketinden bahsetmedim mümkün olabilmesi için tahrik konusu suçu ortaya çıkarması gereken kişilerin harekete geçmesi gerekli olur. Tarihçi konumunda yer alan kişinin alenen tahrik de bulunuyor olması tahrik konusuz için hazırlık hareketi niteliği taşımaz. Öyle ki bu durumda tahrik konusu suçun suç yolu olarak nitelendirilmiş olan sürece başlamamış olmaktadır. Sucusu tehlike suçu niteliği taşıması da bunu gösteriyor olmaktadır. Bundan kaynaklı olarak suç işlemeye tahrik suçu tarih konusu suçlar ile alakalı olmasına rağmen onlardan tamamen bağımsız bir nitelik taşımaktadır.

Tahrik konusunu meydana getiren suçun hazırlık hareketi özelliğinde olmayan suç işlemeye tahrik suçunun tipik eyleminden söz edilmeli mümkün olabilmesi için suçun faili konumunda yer alan kişinin bir kimse suç meydana getiren herhangi bir eylemi teşvik eden açık özendirici eylemde bulunması gerekli teşkil eder. Bu serbest hareketli bir suçtur. Böyle bir durumda tahrik özelliğinde olması mümkün olabilecek her türlü söz ve icra davranışı bu suç bakımından tipik bir eylem niteliği taşıyabilir. Suç işlemeye tahrik bakımından bir eylemde söz edilmeli mümkün olabilmesi için suçun faili konumunda yer alan kişinin suç teşkil eden bir haksız eylem meydana getirilmesi teşvik etmesi belirsiz kişiler de bu bakımdan cesaretlendirmesi veya yönlendirmesi gerekli olur. Tahrikçi konumunda yer alan kişinin bunu ciddi bir şekilde söyleyip söylemediğinin bir önemi mevcut değildir. Önem teşkil eden durum açıklamanın objektif bir şekilde ciddi algılanıyor olmasıdır.

Fakat bu bağlamda her hareket tahrik özelliğini taşımıyor olabilir. Suç işleme kararı verdiremeyen ya da mevcut bir kararı güçleştirmeyen basit bir davet suçun işlenmesini basit bir şekilde onaylamış olan eylemler ya da nesnel olarak tahrik edici nitelik taşımayacak eylemleri tahrik anlamı taşımadığı söylenebilir. Bununla birlikte bu durumda görünüşte tahrik edilenlerin gerçekten tahrik olup suç işlemelerinin 5237 sayılı Türk ceza kanunun 214. maddenin üçüncü fıkrasını etkin hale getirmeyeceği söylenmesi mümkün olur. Tahrik bu bakımdan tarih konusu suçların işlenmesi amacıyla suçun faili konumda yer alan kişinin belirsiz kişilerden bir şeyler yapmaya veya yapmamaya istemiş olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada suç işlemeye tahrik sadece hareketle işlerimiz mümkün olan bir suç olmasına rağmen tahrik konusu suçun icrayı veya ihmal davranış ile işlenebilir olmasının bir önemi mevcut değildir. Başka bir ifadeyle bu suçun faili konumunda yer alan tahrikçi kişileri ihmali davranışlar ile işlenmiş olan bir suç işlemeye tahrik edebilir nitelik taşımaktadır. Suçun faili konumunda yer alan kişinin belirsiz kimseleri işyerlerinin camlarını kırmaya zarar vermeye birilerini öldürmeye tahrik etmesi bu bakımdan tipik olur. Burada belirli bir kişiyi öldürmeyi ya da ona karşı fark suçun işlenmesini tahrik etmek bu bakımdan değerlendirmek mümkün olur. Bununla birlikte göçmenlere yönelik bir şekilde onlara karşı kötü muamelede bulun gibi ifadelerle suç teşkil eden eylemleri söylemek suretiyle tahrik de tipik nitelik taşır. Suç meydana getiren haksız elime vurdu yapılmasından kaba teşkil eden haksız fiiller ile diğer tüm haksız eylemlerin işlenmesine dair tahrik, teşvik ya da özendirme bu suç bakımından tipik bir eylem sayılır.

Fail

Suç işlemeye tahrik suçu faili bakımından bir özellik arz etmez. Öyle ki her kişi suç işlemeye tahrik tuşunun faili konumunda yer alan kişi olabilir kişilerin suç işlemeye tahrik etmek için toplulukların içine girmek suretiyle onları tahrik eden ajan provokatörlerin bu suçun faili konumunda yer alan kişi olup olmayacağı konusunda bir fikir birliğine mevcudiyeti söz konusu değildir.

Mağdur

5237 sayılı Türk ceza kanunu kamu barışına karşı suçlar başlıklı beşinci bölümünün 214. maddesi içerisinde yer almış olan suç işlemeye tahrik suçunun birinci fıkrasında ve üçüncü fıkrasında da suçun mağduru toplumu oluşturan bireyler olarak karşımıza çıkmaktadır. Alman hukuk içerisinde devletin kumsal gücüne direnme üst başlığı altında yer verildiği için suçun mağduru konumunda yer alan kişinin sadece devlet olduğu düşünülmesi mümkün nitelik taşımaktadır. Fakat burada özel bir mağdurun mevcut olduğundan bahsetmek mümkün olmaz. Toplumun içine getiren bireylerin tamam mı bu suçun muhatabı ve mağduru olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanaatimizce işlenmiş olan tahrik elimden doğrudan etkilenmiş olanlar kendilerini karşı işlenmiş olan suçun mağduru, bu suçun ise suçtan zarar gören olarak nitelendirilebilir olmaktadır.

Bir cevap yazın

Avukat İdil Su Ekmekçi olarak oturum açıldı: . Profilinizi düzenleyin. Oturumu kapat Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir